20 May 2012 Sunday
            | Reklam Ver  |  Kontak  |  Sayfana Ekle  |  RSS
Hani'de Emniyet Müdürlüğü'ne roketli saldırı
Diyarbakır'da tarihi Newroz
CHP'nin dizaynında Demirel mi var?
Libya'ya bomba yağıyor
Dersim iftira mı gerçek mi?
Character size :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Marmara yıllar sonra kâbusu hatırladı

Marmara yıllar sonra kâbusu hatırladı
Marmara Denizi'nde meydana gelen 4.4 şiddetindeki deprem başta İstanbul olmak üzere birçok ilde hissedildi.
15.10.2010 / 12:51


17 Agustos1999'da binlerce kiÅŸinin yaÅŸamını yitirdiÄŸi depremin belleklere kazındığı bölgede kısa süreli bir kâbus yaÅŸanırken, olası deprem senaryoları da yeniden devreye girdi. Uzmanlar özellikle İstanbul'un depreme hazır olmadığı konusunda defalarda görüÅŸ bildirirken, depremin kaçınılmaz olduÄŸunu ancak asıl felaketin sonrasında olacağını yıllardır anlatıyor.



Dün akÅŸam 18.21 sıralarında Marmara Denizi'nin 7.7 kilometre altında meydana gelen 4.4 ÅŸiddetindeki deprem baÅŸta İstanbul ve Kocaeli olmak üzere bir çok yerleÅŸim yerinde hissedildi. 17 AÄŸustos 1999 depreminin yarattığı travmanın hala etkili olduÄŸu bölgede küçük ölçekli bir sarsıntı bile kabusu hatırlatmaya yetiyor. Uzmanlar ise İstanbul'un depreme hazır olmadığı konusunda defalarda görüÅŸ bildirirken, yıllardır, depremin kaçınılmaz olduÄŸunu ancak asıl felaketin sonrasında olacağını anlatmaya çalışıyor. CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül'de uzmanları bu sözlerine teyit eder nitelikte 17 AÄŸustos 1999 depreminin yıl dönümünde bir mesaj yayınlamış ve "Geçen yıllar içerisinde, depreme hazırlık kapsamında yürütülen ciddi çalışmalara raÄŸmen, kat edilen yolun yeterli olduÄŸunu söyleyemeyiz" demiÅŸti. Herkesin ağız birliÄŸi ile ''hazır deÄŸiliz'' dediÄŸi depremin olası senaryoları ise felaketi iÅŸaret ediyor.



'Altımız çürüktü ama firma kurmayı ihmal etmedik'



TMMOB İnÅŸaat Mühendisleri Odası İstanbul Åžube BaÅŸkanı Cemal Gökçe, Türkiye topraklarının yüzde 92'sinin, sanayi tesislerinin ise yüzde 75'inin deprem riski taşıyan bölgelerde olduÄŸunu hatırlatarak, bir yerin yerleÅŸime açılmadan önce mutlaka risk analizlerinin yapılması gerektiÄŸini anlattı. Gökçe, "Erzincan depremi sonrası bugünkü deprem yönetmenliÄŸinin baÅŸlangıcı olan bir deprem yönetmenliÄŸi çıkarıldı. 1999'da Gölcük depremi var ki 330 bin bina bu depremde hasar aldı. Türkiye'nin doÄŸusundan batısına yaklaşık olarak ailelerin 3'de ikisi etkiledi. Deprem sonrası 17 milyar dolar ekonomik kayıp var. Ülkemizdeki birçok yönetici deprem gerçeÄŸini bilmiyordu ta ki bu 99 depremini görene kadar. Topraklarımızın yüzde 92'si deprem tehlikesi altında bulunuyor sanayimizin ise yüzde 75 deprem riski olan bölgelerde bulunuyor" diye konuÅŸtu. Süleyman Demirel'in 99 depreminden sonra "eyvah altımız çürük" diye feryat ettiÄŸini, ancak yine de Sakarya'da otomobil firmasının yapılması gerektiÄŸini söylediÄŸini hatırlattı.



İstanbul'da kontrolsüz yapılaÅŸmanın bilânçosu ağır olacak



Gökçe, depreme doÄŸru ilerleyen İstanbul'da binaların yüzde 71'nin kaçak olduÄŸunu, hastanelerin ve okulların depreme karşı güçlendirilmediÄŸini sadece karayollarının boÄŸaz köprülerinin ayaklarını ve viyadüklerini güçlendirdiÄŸini anlattı. Gökçe, "İstanbul depreme doru gidiyor. En son 1894'de deprem yaÅŸamış İstanbul ve bugünkü kapalı çarşı yerle bir olmuÅŸ 6 bin insan ölmüÅŸ. Bugün ise ortalama ifade ettiÄŸimiz yapı stokumuzun deprem güvenliÄŸini düÅŸürsek 30 yıl içinde deprem olacağını göre, İstanbul'da ciddi can kayıpları sayısı ortaya çıkacak. 17 AÄŸustos depreminin merkez üssü İstanbul'a 110 km uzakta olmasına raÄŸmen İstanbul'daki binaların 3 bin 30'unun ağır bir ÅŸekilde hasar gördüÄŸünü görüyoruz. Yaklaşık olarak 32 bin yapı hasar gördü. Projeler deprem yönetmeliklerini dikkate alınarak doÄŸru olarak uygulanmamış kentimizde yapılan binaların yüzde 71'i kaçak yani her hangi bir mühendislik bilgisi görmeden yapılan binalar. Bu yapıların depremde ayakta kalabilme ÅŸansı yok" diye konuÅŸtu. Özellikle 1980 ile 2000 yılları arasında İstanbul'daki imar izinlerinin sokaklarda formalite olarak imzalatılıp alındığına iÅŸaret eden Gökçe, bu binaların olası bir depremde direk problem olarak karşımıza çıkacağını söyledi.



'Üçte biri etkilenir'



Yine TMMOB'a baÄŸlı Jeoloji Mühendisleri Odası'nın hazırladığı "Deprem ve Deprem Yönetimi Raporu'na göre Türkiye'de her 3 yerleÅŸim biriminden 1'i en az bir afet riskiyle karşı karşıya. Raporda, Türkiye'de her yıl en az 3 deprem yaÅŸanması riskine karşın mevcut yapı stoku ve önlemlerin yetersiz olduÄŸu kaydediliyor. Raporda depremlerde toplam can kaybı sıralamasında Türkiye, Çin, Japonya ve İtalya'dan sonra geldiÄŸi belirtiliyor, "Ülkemizde her yıl büyüklüÄŸü 5-6 arasında en az 2, her 3 yılda da en az 6 veya daha büyük deprem olasılığı bulunmaktadır" deniliyor. Raporda Türkiye'de 35 bin 741 yerleÅŸim biriminden 3 bin 942'sinin (Yüzde 11,03) depremlerden etkilendiÄŸi kaydedildi ve "Sonuçta, ülkemizdeki her 3 yerleÅŸim biriminden 1'i en az bir afet riskiyle karşı karşıya gelmektedir" denildi. Oda, deprem mevzuatındaki yasal karmaşıklığa dikkat çekiyor, "Ulusal Afet Sistemi Yönetim"inin toplumu kucaklamadığını kaydediyor.



'Gaz ikinci bir tehlike olarak var'



Makine Mühendisleri Odası (MMO) ise yaptığı çalışmalarda İstanbul'i bekleyen gaz tehlikesine dikkat çekiyor. MMO'ya göre; olası bir depremde "Kentte; yerleÅŸim alanları, bu alanlar içerisinden geçen ve I. ve II sınıf Gayri Sıhhi Müesseseler kapsamında yer alan Sanayi Tesisleri ve DoÄŸal Gaz Boru Hatları, LPG Boru Hatları, yine yerleÅŸim alanları içerisinde hiçbir standarda baÄŸlı olmaksızın kurulan ve iÅŸletilen Akaryakıt İstasyonları, Tüp Gaz Satış Bayileri vb. oluÅŸumlar bir arada bulunmaktadır. Deprem riski kenti patlamaya hazır bomba haline getirmekte, yaÅŸam güvenliÄŸini ortadan kaldırmaktadır. Sanayi- depolama- liman vb. tesislerin ve alt yapı tesisleri ile ulaşım hatlarının yer aldığı bölgelerin, deprem açısından da risk taşıyor olması, pek çoÄŸunun fay hatları üzerinde bulunması" tehlikenin boyutlarını arttıracak.



'Deprem korkusu özelleÅŸtirmenin önünü açmak için kullanılıyor'



Åžehir Plancıları Odası ise çeÅŸitli dönemlerde yaptığı araÅŸtırmalarda, depremin korku ile unutkanlık arasında ihmal edildiÄŸini ve yeterli önlemlerini alınmadığını belirtmiÅŸti. Oda tarafından yapılan açıklamada deprem korkusunun yetkililer tarafından rant aracı olarak kullanıldığını ve özelleÅŸtirmenin önünü açmak için kullanıldığı belirtildi. Oda'nın uyarıları ise ÅŸöyle; ""Kentsel rant beklentisinin unutturucu etkisi yoÄŸunlaÅŸmış, baÅŸta yerel yönetimlerimiz olmak üzere sorumluluk sahibi kurumlarımızda afet risklerine yönelik duyarlılık tümüyle yitirilmiÅŸ, yaÅŸanan acılar unutulurken, bir yandan jeolojik-jeoteknik etütlerle getirilen kısıtlamaları gevÅŸeten yapılaÅŸmaların önünü açan kararlar, diÄŸer yandan jeolojik-jeoteknik etütler yapılmadan gerçekleÅŸtirilen kat artışları ve gökdelen yapım kararları yaygınlaÅŸmaya baÅŸlamıştır."



TMMOB: Yasal önlemler alınsın



TMMOB'a baÄŸlı odalar ise 17 AÄŸustos depreminin 11 yıldönümünde yaptıkları ortak açıklama ile depremin zararlarının en aza indirilmesi için ÅŸu önerilerde bulunmuÅŸlardı: "Yapı denetiminde meslek odalarının sürece daha etkin katılımını saÄŸlayacak yeni bir planlama, tasarım, üretim ve denetim süreci modeline ihtiyaç vardır. 4708 Sayılı Yapı Denetim Yasası ile 3194 Sayılı İmar Yasası ve baÄŸlı ikincil mevzuatın bu model esas alınarak yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Yapı Denetiminin anahtarı 'Mesleki Denetim', onun olmazsa olmaz koÅŸulu da TMMOB'ye baÄŸlı meslek odalarının yürüttüÄŸü 'Yeterlilik ve Belgelendirme' faaliyetleridir. Bu nedenle yapı denetimi ile ilgili kamusal yapılanmalarda TMMOB'ye baÄŸlı ilgili Odaların görev, yetki ve sorumlulukları tanımlanarak temsilleri saÄŸlanmalıdır. Denetçi Belgelerinin verilmesi ve takibi TMMOB'ye baÄŸlı Odalar tarafından yapılmalı, yapı denetimi mekanizmasında yer alan meslektaÅŸların sicillerinin tutulması ve meslek içi eÄŸitimler TMMOB'ye baÄŸlı ilgili Odalarca yapılmalıdır.

Bütün kamu yapıları yasa kapsamına alınmalıdır. TOKİ, KİPTAÅž ve benzeri kuruluÅŸların inÅŸaatlarının denetimi, yapı denetim sistemi içerisine dahil edilmelidir. Yapı denetim kuruluÅŸlarının denetimi ve ceza sisteminde halen uygulanmakta olan yöntem sorunludur. DoÄŸrudan kapatma yerine sistemin daha doÄŸru iÅŸleyiÅŸini saÄŸlayacak para cezalarını da kapsayan kademeli yaptırımlar uygulanmalıdır. Yapı üretimi düzeninin asli öÄŸelerinden olan müteahhitliÄŸin tanımı netleÅŸtirilmeli yapı ile ilgili uzmanlığı olmayan meslek sahiplerinin yapım iÅŸini üstlenmesi engellenmelidir. Yapı denetim uygulamasını saÄŸlam bir zemine oturtacak Yapı Sigortası ve Mesleki Sorumluluk Sigortası sistemine bir an önce geçilmelidir. Yapı denetim uygulamasını yönlendiren her türlü karar sistemi, konu ile ilgili tüm kurum ve kuruluÅŸların yer alacağı süreçlerde oluÅŸturulmalıdır. Ticari yanı ağır basan zoraki çok elemanlı, hantal yapılı, mali açıdan çok külfetli yapı denetim ÅŸirketi modeli yerine; uzmanlık ve ahlaki niteliklere sahip yapı denetçilerinin etkinliÄŸine dayalı bir Yapı Denetim Uygulaması modeli geliÅŸtirilmelidir."


Etiketler:
Bu haber toplam 3425 defa okundu
YAZARLAR